OKUNMAYA DEĞER BİR KİTAP
ÖNSÖZ
“Makineler düşünebilir mi?” Matematikçi ve bilgisayar bilimci Alan Turing’in
1950 yılında Mind isimli dergide yayınlanan “Hesaplama Makineleri
ve Zekâ” (Computing Machinery and Intelligence)” adlı makalesinin giriş
cümlesini oluşturan bu soru, yapay zekâ (YZ) geliştirme yolunda atılmış ilk
adımlardan biri olarak kabul edilir. Makinelerin insan düzeyinde düşünme
kabiliyetine sahip olabileceklerini ifade eden “Yapay Genel Zekâ” (YGZ) ve
Güçlü Yapay Zekâ (GYZ) gibi kavramların tartışıldığı günümüzde ise artık şu
soruyu da gündeme getirmek mümkündür: “Makineler inanç sahibi olabilir
mi?” Bu soru her ne kadar şaşırtıcı görünse de abartılı değildir. Şayet bir makine
gerçekten düşünüyor ya da bir zihne sahip görünüyorsa, ona “inanma”,
“bilgi”, “özgür irade”, “niyet”, “sorumluluk” ve “algı/idrak” gibi özelliklerin
atfedilmesi de mümkün hale gelecektir.
Düşünebilme yeteneği, tarih boyunca insanı dünyadaki diğer canlılardan
ayrıcalıklı kılan temel vasıf olarak kabul edilmiştir. İnsan için yapılan
geleneksel tanımlar da onun “düşünen bir canlı” oluşuna vurgu yapar. İnsan
canlılık niteliğini başka varlıklarla da paylaştığı için onu özgün kılan asıl
yönünün düşünme özelliği olduğu söylenebilir. Ancak günümüzde insanlık,
ayrıcalıklı kabul edilen bu yönünü silikon temelli makinelerle paylaşmaya
hazırlanmaktadır. Bu durum insanın dünyadaki ayrıcalıklı konumunu kaybetmesinin
yanında daha üst zekâ seviyesine sahip bir varlığın güdümüne
girmesi riskini de gündeme getirmektedir. Zira YZ sistemlerinin hızla gelişmesi,
insanlara bağımlı olmaktan çıkma ve daha üst zekâ seviyelerine ulaşma
yolunda YZ’nin kendi algoritmalarını üretebilir hale gelmesi sonucuna yol
açabilir. Üstelik bu makineler, canlılıklarını sürdürmek için insanlardan farklı
olarak su, oksijen vb. gibi evrendeki sınırlı kaynaklara ya da hassas koşullara
ihtiyaç duymamaktadırlar. YZ sistemleri enerji elde edebilecekleri her yerde
ve koşulda varlıklarını sürdürebilmekte ve bu da onları evrimsel açıdan insana
göre çok daha avantajlı hale getirmektedir.
YZ’nin insan zekâsına ulaşma ve hatta onu geride bırakma ihtimali,
günümüzde varoluşsal kaygılara neden olmaktadır. Ünlü kozmolog Stephen
Hawking, YZ’nin insanın yerine geçme potansiyeline sahip olduğunu
belirtmekte ve “tam yapay zekânın geliştirilmesi insan ırkının sonunu getirebilir”
demektedir. YZ’nin “tarihin en yıkıcı gücü” olabileceğini söyleyen
teknoloji milyarderi Elon Musk da bu alandaki çalışmalara ara verilmesini
önermektedir. Önemli YZ uzmanlarından Stuart Russell da YZ’nin güvenli
ve insan yararına çalışmasını sağlayacak ilkeler geliştirilse bile YZ’nin insanların
isteklerine karşıt sonuçlar üretebileceğini, zira güçlü sistemleri kontrol
edebilmenin zor olduğu belirtmektedir. YZ üzerine kapsamlı çalışmalarıyla
tanınan Oxford Üniversitesi Felsefe Bölümünden Nick Bostrom ise yapay
zekânın “süper zekâ” (superintelligence) seviyelerine ulaşması durumunda,
insanlık için kontrol edilemez bir tehdit oluşturabileceğini savunmaktadır. YZ
ve biyoteknoloji alanındaki gelişmelerin insanlığı yeniden şekillendirebilme
potansiyeline dikkat çeken tarihçi Yuval Noah Harari ise bu gücün sadece
birkaç şirket ve hükümetin elinde toplanmasının felaketlere yol açabileceği
uyarısında bulunmaktadır. Son yıllarda YZ’nin hızla gelişmesi ve bu konudaki
endişelerin artması, devletlerin ve uluslararası kuruluşların YZ’yi düzenleme
konusunda işbirlikleri ve inisiyatifler geliştirmelerine neden olmaktadır.
YZ sahasında yaşanan hızlı ilerlemeler birçok endişeye yol açsa da sunduğu
fayda ve fırsatlar, bu teknolojiyi toplum ve devletler için vazgeçilmez hale
getirmektedir. YZ teknolojisine sahip olmak, devletlere ekonomik, askerî
ve sosyal alanlarda önemli avantajlar ve stratejik üstünlükler sağlamaktadır.
Sağlık alanında teşhis süreçlerini hızlandıran algoritmalar, eğitimde kişiselleştirilmiş
öğrenme deneyimleri sunan platformlar ve tarımda ürün verimliliğini
optimize eden sistemler YZ’nin sağladığı faydalara örnek verilebilir. YZ denetimli
sistemler, üretkenliği artırarak, yeni iş modelleri ve ekonomik fırsatlar
yaratmakta ve bu alanda lider ülkelerin küresel ekonomide hâkim konuma
gelmesini sağlamaktadır. Benzer şekilde YZ destekli otonom silahlar, ileri
savunma sistemleri ve istihbarat teknolojileri, bu teknolojiye sahip ülkelerin
askerî üstünlüğünü arttırmaktadır. Dolayısıyla YZ alanındaki rekabetten lider
olarak çıkan devletlerin her açıdan dünyanın baskın gücü haline geleceği
söylenebilir. Bu nedenle ülke ve şirketler, teknolojik altyapılarını geliştirmek
ve bu alanda lider olmak için dev yatırımlar yapmaktadırlar. YZ teknolojisi
alanında öncü kuruluşlardan biri olan Nvidia’nın 2024 yılı itibariyle dünyanın
piyasa değeri en yüksek şirketi haline gelmesi manidardır.
YZ, ekonomik, askerî ve sosyal alanlardaki faydalarının yanında bilimsel
araştırmalarda da çığır açıcı keşif ve ilerlemelerin yapılmasını sağlamaktadır.
YZ modelleriyle karmaşık fizik problemleri çözülebilmekte, analiz edilmesi
zor genetik hastalıkların nedenleri belirlenmekte, aşı ve ilaç geliştirme süreçleri
kısalmakta, evrenin sırlarını çözmeye yönelik yeni teoriler geliştirilebilmektedir. YZ’nin bilimsel araştırmalarda ne derece devrimsel ilerlemeler sağladığına örnek olarak beyin araştırmaları gösterilebilir. YZ sistemleri, günümüzde beyin fonksiyonlarını daha iyi anlamayı ve nörolojik bozuklukların tedavisine yönelik yeni yaklaşımlar geliştirmeyi kolaylaştırmaktadır. YZ, beyindeki milyarlarca sinir hücresi ve bunların oldukça karmaşık yapıdaki bağlantılarını haritalayan projelerde etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Yine YZ algoritmaları, beyindeki elektriksel aktivitelere dair EEG, fMRI, MEG gibi nörogörüntüleme tekniklerinden elde edilen sinyallerin çözümlenip anlamlandırılmasına imkân vermektedir. Beyin sinyalleri oldukça karmaşık ve büyük miktarda veri içermekle birlikte, makine öğrenimi ve derin öğrenme algoritmaları, bu verileri analiz ederek sinyallerdeki anlamlı desenlerin çıkarılmasını sağlamaktadır. YZ sayesinde günümüzde beyin-bilgisayar arayüzleri (BCI) alanında çığır açıcı gelişmeler yaşanmaktadır. Beyin sinyalleriyle ilişkili kelimeler, görsel imgeler veya duygu durumları YZ vasıtasıyla tahmin edilebilmektedir. Nitekim fMRI verilerinin YZ ile analiz edilmesi suretiyle bireylerin gördüğü görüntülerin yeniden oluşturulması konusunda deneysel başarılar elde edilmiştir. Bu, bir kişinin zihninde tasavvur ettiği bir sahneyi, düşünceyi ya da objeyi dışarıdan bir ekranda yeniden canlandırmak anlamına gelmektedir. Bunun yanı sıra beyinden gelen sinyallerin, YZ algoritmaları ile işlenmesi sonucu iç konuşmalar ve niyetler tespit edilebilmektedir. Örneğin, günümüzde insanın iç konuşmalarını yazıya dökme gibi uygulamalar geliştirilmiştir.
YZ’nin beyin araştırmalarında çığır açan gelişmeler sağlaması, zihnin mahiyetine yönelik yepyeni felsefi ve etik tartışmaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İnsanın iç konuşması ve düşünmesi de dâhil olmak üzere beyin sinyallerinin YZ tarafından belli desenlerle anlamlandırılması, insan zihninin madde ötesi bir cevher olmaktan ziyade fiziksel süreçlerle daha ilişkili olduğu yönündeki felsefi görüşlerin ağırlık kazanmasına yol açmaktadır. Ayrıca insanın hafıza, niyet ve düşüncelerinin YZ algoritmaları yardımıyla çözümlenmesi ve hatta bunların dışardan manipüle edilebilmesi, insan zihninin mahremiyetine yönelik önemli etik ve hukuki sorunları gündeme getirmektedir. Diğer taraftan YZ ile insan zihninin çalışma prensipleri hakkında elde edilen keşif ve bulgular yapay sinir ağlarında olduğu gibi YZ’nin kendisinin de daha etkili bir şekilde geliştirilmesinde kullanılmaktadır.
Günümüzde YZ’nin yükselişi felsefi ve etik konularda olduğu kadar teolojik tartışmaları da beraberinde getirmektedir. YZ, dinle ilişkili bazı araştırma ve uygulamalarda kullanıldığı gibi, Tanrı’nın varlığı, evrenle ilişkisi, insanın
mahiyeti, özgürlüğü, evrendeki yeri ve misyonu gibi konularda oldukça tartışmalı
teolojik kavram ve fikirlerin ortaya atılmasına neden olmaktadır. Örneğin
YZ’nin insanlık için var oluşsal tehdit oluşturacak şekilde, kontrolsüzce gelişme
ihtimali “Kıyamet Yapay Zekâsı” (Apocalyptic AI) kavramının öne sürülmesine
neden olmuştur. “Tanrı İnsan” (Home Deus) kavramı ise YZ’nin, insanın
ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki evrimsel yolculuğunda “tanrısal”
bir seviyeye ulaşmasını sağlayacağı fikrine dayanır. Bu aynı zamanda bazı kişilerin
YZ’yi, insanüstü bir güç veya bir tür “yeni tanrı” olarak görmesinden de
kaynaklanmaktadır. “Her Şeyi Bilen Yapay Zekâ” (Omniscience AI) tabiri ise
YZ’nin tanrısal düzeyde bir bilgi seviyesine ulaşabileceği iddiasını ifade etmek
için kullanılmaktadır. “Tanrı’nın Sureti Olarak Yapay Zekâ” (AI as Imago Dei)
kavramı ise insanın yaratıcılık yönünden Tanrı’ya benzerliğini ima etmektedir.
Bu, özellikle YZ’nin insan zekâsına ve bilincine yaklaşması bağlamında tartışılmaktadır.
“Sanal Ölümsüzlük” (Virtual Immortality) kavramı ise YZ’nin, insan
bilincini veya kimliğini dijital ortamda “ölümsüzleştirme” potansiyelini ifade
eder. Bu da YZ teknolojisinin, ölümden sonraki hayat veya manevi bir varoluş
gibi dinî kavramlarla ilişkilendirilmesine neden olmaktadır.
Sonuç olarak YZ, günümüzde sadece teknolojik gelişmelerle sınırlı kalmamış;
dinî, ahlaki ve felsefi pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir.
Bu doğrultuda “Yapay Zekâ ve İslâm” kitabı da YZ’nin halihazırdaki ve
gelecekteki teolojik, felsefi ve ahlaki etkilerini İslâm dini özelinde ele almayı
amaçlayan farklı alanlardaki uzmanların yazılarını bir araya getirmektedir.
Editör olarak, bu kitabın ortaya çıkmasında değerli katkılarını sunan tüm
yazarlara zamanlarını ve fikirlerini bu esere ayırdıkları ve gösterdikleri akademik
sorumluluk ve titizlik için şükranlarımı sunuyorum. Bunun yanı sıra
böyle bir kitabın hazırlanması fikrini ilk olarak bana öneren ve bu konuda
beni teşvik eden değerli Prof. Dr. Asım Cüneyd Köksal’a minnettarım. Ayrıca
emek mahsulü bütün bu yazıları güzel bir kitap formunda bir araya getirerek
değerli okuyuculara ulaşmasını sağlayan başta Neval Akbıyık Hanımefendi
olmak üzere Timaş Yayınları çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bu kitabın, YZ
gibi büyük bir teknolojik dönüşüm karşısında insanın anlam arayışına ışık
tutmasını ve İslâm dini ekseninde konuyla ilgili daha ileri çalışmalara vesile
olmasını diliyorum.
Başarıya ulaştıran Allah’tır.
14.12.2024
Mehmet Bulgen
YAPAY ZEKA VE İSLAM
YAPAY ZEKA VE İSLAM
Görelim Mevlam neyler neylerse güzel eyler